loading...

Yamaha’nın spor otomobil konseptini hatırlıyor musunuz?

Yamaha’nın spor otomobil konseptini hatırlıyor musunuz?

Yamaha markası değişik insanoğlu için değişik şeyler ifade ediyor. Bazılarının aklına motosikletler gelirken, bazıları dünyanın en büyük müzik aleti üreticilerinden biri olarak hatırlıyor. Golf kartları ve ATV’lerden, jeneratörlere ve yüzme havuzlarına kadar Yamaha’nın fazlaca çeşitli bir ürün yelpazesi var. Otomotiv segmentindeki tesiri de küçümsenemeyecek kadar geniş.

1960’larda Toyota’nın 2000GT’yi geliştirmesine destek olan Japon markası, Ford’un V6 SHO ve V8 SHO modellerini tasarlamış ve üretmişti. Bir tek bu da değil, bununla birlikte Lexus ile LFA süper otomobilinin yüksek devirli V10 motoru ve kendine özgü egzoz notası üstüne ortaklaşa iş yapmıştı. Birkaç Volvo modeline güç veren V8 üstünde çalışan Yamaha’nın dört silindirli motorları ise Celica ve MR2’nin yanı sıra Lotus Elise benzer biçimde modellerin kalbinde yer aldı.

2015 Yamaha Sports Ride Konsepti

2015 Yamaha Sports Ride Konsepti

Yamaha, kendi otomobilini yapma fikrine de hatrı sayılır paralar harcadı. 1992 OX99-11’in 1994 senesinde bir V12 ile üretime geçmesi gerekiyordu. Sadece, 1990’ların başındaki ekonomik durgunluk, sokaklarda gezen bir F1 otomobili olabilecek bu modeli ortadan kaldırdı. Japon şirket, 2013 senesinde ufak boyutlu Motiv ile bir otomobil üretme fikrini yine gündeme getirdi fakat üretime geçilemedi. Birkaç yıl sonrasında ise Sports Ride isminde bir konsept, Tokyo Motor Show’da potansiyel bir Mazda Miata rakibi olarak tanıtıldı.

Gordon Murray Design’ın iStream şasisi üstüne inşa edilen küçücük iki koltuklu coupe yalnız 750 kilo ağırlığındaydı. Bu da onu 2015 senesinde piyasaya sürülen ND nesli MX-5’ten mühim seviyede (211 kilo) daha hafifçe yapıyordu. Arkadan itişli spor otomobil yalnız 390 santimetre uzunluğunda, 172 santimetre genişliğinde ve 117 santimetre yüksekliğindeydi, şu demek oluyor ki bir Miata ile karşılaştırıldığında kabaca benzer oranlara sahipti.

Yamaha Sports Ride patenti
Yamaha Sports Ride patenti

Konseptin 2015 Tokyo Motor Show’daki tanıtımı hikayenin sonu değildi. Üretime daha yakın bir versiyon olan değişik bir tasarımın patent görüntüleri, 2018’deki bir başvurunun parçası olarak ortaya çıktı. Lotus-vari bir tasarıma sahipti ve egzoz uçları yoktu. Bu da insanların Sports Ride’ın bir EV’ye dönüştüğüne inanmasına yol açtı.

Avrupa Birliği Fikri Iyelik Ofisi internet sayfasında listelenen ticari marka başvurusu, tasarımcılardan birinin Gordon Murray bulunduğunu gösteriyor. İlginç bir halde, Yamaha tarafınca gösterilen ve 2017’de kontrol edilen güncellenmiş aracın yer almış olduğu bir video bulduk, bu aşamada vasıta T40 haline gelmişti. Açıkça görülüyor ki hâlâ içten yanmalı bir motora haiz.

Yamaha motorun kimliğini hiçbir vakit açıklamadı sadece Sports Ride’ın farlarının YZF-R1’in farlarını örnek aldığını söylemiş oldu. Spor motosiklette 200 beygir güç üreten ve 14.000 rpm’ye kadar devir çeviren 1.0 litrelik dört silindirli bir motor bulunuyordu. Bu motoru neredeyse hiçbir ağırlığı olmayan bir coupe’de hayal edin…

Yamaha’nın bir kontrol videosu yayınlaması, spor otomobil satma heyecanlarını belli ediyor olsa da bu projenin 2019 senesinde resmen sonlandırılması ile hevesimiz kursağımızda kaldı. Günümüzde benzer bir tasarım dilini, Gordon Murray Automobili’nin T.50 ve T.33 modellerinde, kalplerinde Cosworth imzalı bir V12 ile birlikte görebilirsiniz.

(Toplam: 1, Bugün: 1 )

Bir yanıt yazın